20 Ağustos 2014 Çarşamba

YANLIŞ BİR ÇÖLE UYANAN LEYLA’NIN HİKAYESİ

          Derin bir uykudan uyanmıştı Leyla. Sağa sola savrularak düşlerinin peşinden gittiğini hatırladı. Neredeydi? Kimin için buralara gelmişti? Bilemiyordu. Kendini öyle yorulmuş, bitkin hissediyordu ki aklını toparlamak hiç bu kadar zor gelmemişti ona. Sonra düşünmeye başladı. Ne yapıyorum ben? Bunca yolu nasıl geldim? Şimdi nasıl döneceğim bu yollardan? Sonra buraya gelirken hiç düşünmediğini anımsadı. Yüreğinin ışığını takip ederek gelmişti oysa…Yanılmış olabilir miydi? Burada kimsecikler yoktu, sesini duyabilecek kimse yoktu…Yanlış bir çöle gelmiş olabilir miydi? Sorgulamak hiç bu kadar zor gelmemişti O’na. Düşünmek ne de kolaydı oysa. Aklının merkezine yüreğini koyarak yoluna devam etmeye karar verdi. Ne de olsa bir amacı vardı onun bu hayatta. Hayalleri vardı, beklentileri vardı, sevgisi vardı yüreğinde… Toparlanıp yürümeye karar verdi Leyla. Yolun sonu var mıydı bilemiyordu ama bunları düşünmeyerek ilerlemeye karar verdi. Açlık ve susuzluğunu önemsemeden yürüdü, yürüdü… Bitmiyordu bu yol işte, koskoca çöl nasıl da bitecekti? Tekrar uyumak istedi Leyla. Bu defa hiç uyanmamayı diledi, bitkindi çünkü artık… Aradığını bulamamanın vermiş olduğu çaresizlikle, ümidin kırıntılarıyla aç kalacağını anlayarak yummak istedi gözlerini bir daha hiç uyanmamacasına…
            Tüm kadınların gizli kalmış yüreğinde bir Leyla ile karşılaşmak mümkündür.  Belki tanıdıkları, belki de hep gizledikleri bir Leyla…Hani yüreğimizin kuş gibi cıvıldadığı o dönemde tanışırız biz Leyla ile. Sadece O’nu düşündüğümüz, başka bir şeyin hayalini kuramadığımız anda karşılaşır yollarımız Leyla ile. Düşünmeden severiz biz. Sorgulamadan severiz biz. İlk görüşte aşka inandık hep çünkü. İki insanın birbirini gördüğü an elektrik akımına tutulacağına inandık biz…O’na dokunduğumuzda kendi sevgisizliğimizi giderecek sandık…Yanılıyor olamaz mıydık? Yanlış bir insanı sevmiş olamaz mıydık? Bunu hiç düşünmek istemedik… Kırılsak da yolumuza devam ettik biz, çünkü biz insanın değişebileceğine inanıyorduk.Yaşadıklarımızı önemsemeden kalp kırgınlıklarıyla devam ettik yola. Kapattık kulaklarımızı hayata… Sadece O’nu dinledik. Aşkın gözü kördür derler ya o yalanmış dedik asıl olan aşkın sağır olduğuydu çünkü…Sonumuzu düşünmek istemedik bu aşkta, ya terk edildik ya da devam ettik yola ama hiç sorgulamadan. Elimizi başımıza götürüp hiç düşünmek istemedik biz. Hatalarımızla hiç yüzleşemedik. Hep korktuk gerçeklerin acı olmasından. Bizi yakıp kavurmasından. Oysa çok da zor bir şey değildi bu, tükendiğimiz yere gelmeden en başta “hayır” diyebilmek… Pamuk kalpli bir kadına ağır gelirdi bu söz ne de olsa. Çünkü başkasının kalbini kıracağına kendi kırılmayı tercih ederdi.
            Hepimiz aşık oluruz, birilerini severiz şu hayatta. Ama kaçımız düşünür bağlandığı insanla arasındaki uyumu. O’nun kedisine gerçekten uygun bir insan olup olmadığını.  Hayatını ne şekilde etkileyeceğini, beklentilerini karşılayıp karşılamayacağını ve en önemlisi onu gerçekten mutlu edip edemeyeceğini…Sevmek ve sevilmek çok güzel duygulardır elbette ama bir insanı hiç sorgulamadan sevmek ne kadar doğru sizce? Gerçekleri göz ardı ederek yaşanan mutluluklar kalıcı olabilir mi? Hep fedakarlıklarla geçmiş bir ömür insanı bitkin bir hale getirmez mi? Belki de önce kendini tanımalı insan… Kendi yaşamındaki sevgisizlikleri, kırgınlıkları düşünüp bunları bir başkasından değil kendinden yardım isteyerek düzeltebilmeli. En azından yüzleşebilmeli kendiyle. Zaman zaman tartışmalı hatta kendiyle. Gerçekten aklının ve gönlünün birleştiği insanı bulmak için aramaya devam etmeli. Yanlış bir çöle uyanmaktansa, hep uykuda kalmayı tercih etmeli belki de… Doğru yüreklere açılabilmemiz temennisi ile…

İlknur




2 yorum:

  1. Canım benim harika bir yazı olmuş... Çok beğendim... Bazen hissedilenler dilden kelimelere dökülemez, kalbimizde kalır da orayı yakıp kavurur... Yazını okurken kendimden birçok şey buldum ve kendimi anlatmışçasına rahatladım... Çok şanslıyım senin gibi bir dostum, kardeşim olduğu için... İçimdeki Leyla'nınartık yanlış çöllerde uyanmamasını ve mutlu olmasını temenni ediyorum...

    YanıtlaSil
  2. Hayir diyebilmek... Cesur olabilmek... Bazen sadece kendini dusunmeyi basarabilmek... Umursamamak, aymaz olabilmek hatta... Leyla'nin da hamurunda yokmus...

    YanıtlaSil