YANLIŞ BİR ÇÖLE UYANAN LEYLA’NIN HİKAYESİ
Derin bir uykudan
uyanmıştı Leyla. Sağa sola savrularak düşlerinin peşinden gittiğini hatırladı.
Neredeydi? Kimin için buralara gelmişti? Bilemiyordu. Kendini öyle yorulmuş,
bitkin hissediyordu ki aklını toparlamak hiç bu kadar zor gelmemişti ona. Sonra
düşünmeye başladı. Ne yapıyorum ben? Bunca yolu nasıl geldim? Şimdi nasıl
döneceğim bu yollardan? Sonra buraya gelirken hiç düşünmediğini anımsadı.
Yüreğinin ışığını takip ederek gelmişti oysa…Yanılmış olabilir miydi? Burada
kimsecikler yoktu, sesini duyabilecek kimse yoktu…Yanlış bir çöle gelmiş
olabilir miydi? Sorgulamak hiç bu kadar zor gelmemişti O’na. Düşünmek ne de
kolaydı oysa. Aklının merkezine yüreğini koyarak yoluna devam etmeye karar
verdi. Ne de olsa bir amacı vardı onun bu hayatta. Hayalleri vardı,
beklentileri vardı, sevgisi vardı yüreğinde… Toparlanıp yürümeye karar verdi
Leyla. Yolun sonu var mıydı bilemiyordu ama bunları düşünmeyerek ilerlemeye
karar verdi. Açlık ve susuzluğunu önemsemeden yürüdü, yürüdü… Bitmiyordu bu yol
işte, koskoca çöl nasıl da bitecekti? Tekrar uyumak istedi Leyla. Bu defa hiç
uyanmamayı diledi, bitkindi çünkü artık… Aradığını bulamamanın vermiş olduğu
çaresizlikle, ümidin kırıntılarıyla aç kalacağını anlayarak yummak istedi
gözlerini bir daha hiç uyanmamacasına…
Tüm kadınların gizli kalmış
yüreğinde bir Leyla ile karşılaşmak mümkündür.
Belki tanıdıkları, belki de hep gizledikleri bir Leyla…Hani yüreğimizin
kuş gibi cıvıldadığı o dönemde tanışırız biz Leyla ile. Sadece O’nu
düşündüğümüz, başka bir şeyin hayalini kuramadığımız anda karşılaşır yollarımız
Leyla ile. Düşünmeden severiz biz. Sorgulamadan severiz biz. İlk görüşte aşka
inandık hep çünkü. İki insanın birbirini gördüğü an elektrik akımına
tutulacağına inandık biz…O’na dokunduğumuzda kendi sevgisizliğimizi giderecek
sandık…Yanılıyor olamaz mıydık? Yanlış bir insanı sevmiş olamaz mıydık? Bunu
hiç düşünmek istemedik… Kırılsak da yolumuza devam ettik biz, çünkü biz insanın
değişebileceğine inanıyorduk.Yaşadıklarımızı önemsemeden kalp kırgınlıklarıyla
devam ettik yola. Kapattık kulaklarımızı hayata… Sadece O’nu dinledik. Aşkın
gözü kördür derler ya o yalanmış dedik asıl olan aşkın sağır olduğuydu
çünkü…Sonumuzu düşünmek istemedik bu aşkta, ya terk edildik ya da devam ettik yola ama hiç sorgulamadan. Elimizi başımıza götürüp hiç düşünmek istemedik
biz. Hatalarımızla hiç yüzleşemedik. Hep korktuk gerçeklerin acı olmasından.
Bizi yakıp kavurmasından. Oysa çok da zor bir şey değildi bu, tükendiğimiz yere
gelmeden en başta “hayır” diyebilmek… Pamuk kalpli bir kadına ağır gelirdi bu
söz ne de olsa. Çünkü başkasının kalbini kıracağına kendi kırılmayı tercih
ederdi.
Hepimiz aşık oluruz, birilerini
severiz şu hayatta. Ama kaçımız düşünür bağlandığı insanla arasındaki uyumu. O’nun
kedisine gerçekten uygun bir insan olup olmadığını. Hayatını ne şekilde etkileyeceğini,
beklentilerini karşılayıp karşılamayacağını ve en önemlisi onu gerçekten mutlu
edip edemeyeceğini…Sevmek ve sevilmek çok güzel duygulardır elbette ama bir
insanı hiç sorgulamadan sevmek ne kadar doğru sizce? Gerçekleri göz ardı ederek
yaşanan mutluluklar kalıcı olabilir mi? Hep fedakarlıklarla geçmiş bir ömür
insanı bitkin bir hale getirmez mi? Belki de önce kendini tanımalı insan… Kendi
yaşamındaki sevgisizlikleri, kırgınlıkları düşünüp bunları bir başkasından
değil kendinden yardım isteyerek düzeltebilmeli. En azından yüzleşebilmeli
kendiyle. Zaman zaman tartışmalı hatta kendiyle. Gerçekten aklının ve gönlünün
birleştiği insanı bulmak için aramaya devam etmeli. Yanlış bir çöle
uyanmaktansa, hep uykuda kalmayı tercih etmeli belki de… Doğru yüreklere
açılabilmemiz temennisi ile…
İlknur
Canım benim harika bir yazı olmuş... Çok beğendim... Bazen hissedilenler dilden kelimelere dökülemez, kalbimizde kalır da orayı yakıp kavurur... Yazını okurken kendimden birçok şey buldum ve kendimi anlatmışçasına rahatladım... Çok şanslıyım senin gibi bir dostum, kardeşim olduğu için... İçimdeki Leyla'nınartık yanlış çöllerde uyanmamasını ve mutlu olmasını temenni ediyorum...
YanıtlaSilHayir diyebilmek... Cesur olabilmek... Bazen sadece kendini dusunmeyi basarabilmek... Umursamamak, aymaz olabilmek hatta... Leyla'nin da hamurunda yokmus...
YanıtlaSil