2 Eylül 2014 Salı

Siyah olsun bu sefer...

   Servis yolculuğumda uyuyamadığım zamanların birindeyim…Yıllar önce duyduğum ama dinlemediğim bir sözü düşünüyorum. Hayatta ya siyahı ya da beyazı seçeceksiniz , yoksa mutsuz olursunuz derdi bir Hocam. O zaman bu sözü çok eleştirmiştim çünkü bana gore hayat hep griydi. İnsan çoğu zaman seçimlerini yaparken kararsız kalıyordu, hep ortayı bulmak, griye yakin bir renkte kalmak istiyordu. Sonra bu sözü yanlış anladığımı fark ettim. Evet hayatta gri seçimlerimiz olabilirdi ama o zaman mutlu olabiliyor muyduk? Kararsızlık -net olamama- insanı bence oldukça yıpratan ve aklini hep sorularla dolduran karamsar bir duygu. Net olmalıymış insan bu hayatta! Sonucu iyi ya da kötü ya siyahı seçmeli ya da beyazı, öyle arada derede kalıp idare etmekle geçmezmiş ömür. Karar vermeyi yarınlara bırakmamalıymış meğer. Sizi şimdi anladım hocam.
  Siyah ya da beyaz... Bu iyiyi ve kötüyü sembolize etmek için kullanılan iki renk değil bu yazımda. Farklı iki seçimi vurgulayan kavramlar. Peki gelelim en can alıcı soruya peki bu kararsızlığımızdan nasıl kurtulacağız? Sanırım risk alarak; ya siyahı seçeceğiz ya da beyazı. Zaten hayat hep seçimlerle dolu değil mi? Seçtiğimiz yolda mutlaka yine bir yol ayrımı çıkacak karşımıza. Yine seçimlere devam... Burada tek sorun net olabilmekte. Ara yollara girip vakit kaybetmemek gerek, zaten yeterince yorulmuyor muyuz sırtımıza aldığımız yüklerle? Peki ya biz griyi seviyorsak da diyebilirsiniz bu satırları okurken... İşte buna söyleyecek bir sözüm yok...

1 yorum: