Siyah olsun bu sefer...
Servis yolculuğumda
uyuyamadığım zamanların birindeyim…Yıllar önce duyduğum ama dinlemediğim bir
sözü düşünüyorum. Hayatta ya siyahı ya da beyazı seçeceksiniz , yoksa mutsuz
olursunuz derdi bir Hocam. O zaman bu sözü çok eleştirmiştim çünkü bana gore
hayat hep griydi. İnsan çoğu zaman seçimlerini yaparken kararsız kalıyordu, hep
ortayı bulmak, griye yakin bir renkte kalmak istiyordu. Sonra bu sözü yanlış
anladığımı fark ettim. Evet hayatta gri seçimlerimiz olabilirdi ama o zaman mutlu
olabiliyor muyduk? Kararsızlık -net olamama- insanı bence oldukça yıpratan ve
aklini hep sorularla dolduran karamsar bir duygu. Net olmalıymış insan bu
hayatta! Sonucu iyi ya da kötü ya siyahı seçmeli ya da beyazı, öyle arada
derede kalıp idare etmekle geçmezmiş ömür. Karar vermeyi yarınlara
bırakmamalıymış meğer. Sizi şimdi anladım hocam.
Siyah
ya da beyaz... Bu iyiyi ve kötüyü sembolize etmek için kullanılan iki renk
değil bu yazımda. Farklı iki seçimi vurgulayan kavramlar. Peki gelelim en can
alıcı soruya peki bu kararsızlığımızdan nasıl kurtulacağız? Sanırım risk alarak;
ya siyahı seçeceğiz ya da beyazı. Zaten hayat hep seçimlerle dolu değil mi?
Seçtiğimiz yolda mutlaka yine bir yol ayrımı çıkacak karşımıza. Yine seçimlere
devam... Burada tek sorun net olabilmekte. Ara yollara girip vakit kaybetmemek
gerek, zaten yeterince yorulmuyor muyuz sırtımıza aldığımız yüklerle? Peki ya
biz griyi seviyorsak da diyebilirsiniz bu satırları okurken... İşte buna
söyleyecek bir sözüm yok...
bakış açısı
YanıtlaSil