“GÜZEL-OLMA” TAKINTISI
Bir DNA
molekülünün 1000 kitaplık bilgiyi taşıdığını öğrendiğimde nasıl dehşete
kapıldığımı hatırlıyorum. Vücudumuzun aslında tıkır tıkır işleyen bir makina
olduğunu hayal etmiştim. Her bir parçanın belirli bir fonksiyonu vardı ve en
ufak bir arızada büyük çapta sorunlara yol açmadan ağrı gibi uyarılar
veriyordu. Sonra ellerime, gören gözlerime, işiten kulaklarıma, yürüyen
bacaklarıma bakıp şükrettiğimi hatırlıyorum. Gözlerime ilk miyop teşhisi
konulduğunda öyle üzülmüştüm ki… En çok da denize girerken gözlük ya da lens
takamayıp denizin içindekileri görememek beni üzüyordu. Sonra lazer oldum geçen
yıl. Evet, düzeldi gözlerim artık uzağı net görebiliyorum ama asla kendi
gözlerimin optik ayarı gibi olmuyor işte. Meğer gece ayarı ne muhteşemmiş
gözlerimizin. İnsan en ufacık bir eksiklikte anlıyormuş elindeki muhteşem
yaratılan eseri. Hiç ışığı göremeyenleri düşünüp defalarca şükrederek susuyorum
sonra…
Şimdi çevreme
bakıyorum da herkeste bir güzellik muhabbeti. Hep dış görünüşümüzle ilgili
konular konuşur olduk. Nasıl kilo
vermeliyiz? Nasıl kendimizi daha fit ve bakımlı hale nasıl getirebiliriz? Yeni
çıkan son bakım ürünlerini kullanan var mı? Otuzuna bile gelmeden kullanılan
farklı farklı “kırışma giderici” ürünler ve benzer konular… Bazen öyle
sıkılıyorum ki her ortamda bu konuların konuşulmasından. Üstelik erkekler de en
az hem cinslerim kadar meraklı. Hatta belki daha fazla dış görünüşlerine önem
veriyorlar şu zamanda. Medyanın bize aşıladığı “güzel olan dikkat çeker” algısı
yüzünden mi biz bu hale geldik? Yoksa tüketimin ve alım gücümüzün artmasıyla mı
daha fazla ürüne talepkar olduk? Elbette dış görünüş (kişinin bakımlı ve temiz
olması) son derece önemlidir ama “güzellik” ve “güzel olma çabası”
abartıldığında olay daha farklı yerlere geliyor. Gözlerimizin bir anda
karanlığa gömüldüğünü ya da kulaklarımızın bir anda sesleri işitmediğini düşündüğümüzde
nasıl da anlamsızlaşıyor yüzümüdeki kırışıklıklarımız... Dünyanın en güzel insanı
olun ama yürüyemiyorsunuz, bir kıymeti var mı sizce?
Öte yandan kişinin
iç güzelliği de tartışılması gereken önemli bir konu bana göre. Hep fiziksel
görünüşünü daha ileriye taşımak için uğraşan kişiye içtekini güzelliği için de neler
yaptığını sormak gerek. Ya da sadece başka neler yaptığını… Son zamanlarda
neler okuyor mesela? Tavsiye edebileceği bir kitap var mı şu aralar
okuduklarından? Gazze ya da Irak gündemiyle ilgili neler düşünüyor? Benzeri
sorular sıralanabilir…Fakat, bir ortama girdiğimizde çoğu zaman ilk söylenen
şey, “aa sen çok kilo almışssın” ya da tam tersi “aa sen çok zayıflamışsın”
şeklindeki klişe replikler oluyor. Keyfin nasıl kızım ya da oğlum ile başlayan soru
sözlerini duymak zor oldu… Yeni tanıştığımız bir kişiyi bir arkadaşımıza
anlatırken önce “çok yakışıklı bir çocuk” ya da “çok güzel bir kız” diyoruz. Kişiliğini
çoğu kez arka plana atıyoruz. Ne de olsa zamanla tanırız, sorun yok. Oysa bir
insan için en belirleyici özelliğin onun karakteri olması gerektiğini
düşünüyorum. Hayata bakış açısı, zor durumlardaki tavırları, genel kültür
düzeyi ve ahlakı bir insan için fiziksel görünüşten son derece önemli aslında. Zaten güzellik de gelip geçiçi ya da bakan
göze göre değişen bir kavram değil miydi? Hangi güzel toprak olmadı bu hayatta?
Mecnun’un aşkı ile dillere destan olan Leyla çok mu güzeldi bizim bakış
açımızla? Bir insan seviliyorsa zamanla karşısındakinin gözünde de güzelleşebilir
herhangi bir kimyasal ürünün etkisi olmadan. Yalnızca kendi hoş görüsü,
sevgisi, ahlakı ve saygısı ile… İşte o zaman içteki güzellik dışa yansımış
oluyor… Asıl olan da bu olsa gerek…

